Türkiye'de şirket kurmak, kağıt üzerinde oldukça standart bir süreçtir. Pratikte ise zaman çizelgesi ve sonuç, yapının işe başından itibaren ne kadar iyi oturduğuna ve ülke dışından bakıldığında hafife alınması kolay birkaç idari adıma büyük ölçüde bağlıdır.

İşe gerçekten uyan bir yapı seçmek

Limited şirket, Türkiye'ye giren çoğu yabancı yatırımcı için varsayılan seçimdir ve bunun iyi nedenleri vardır: kurulumu görece hızlıdır, mütevazı bir asgari sermaye gerektirir ve küçük bir ticaret ofisinden bir üretim yan kuruluşuna kadar her şeye uyar. Anonim şirket ise daha büyük operasyonlar, ileride dışarıdan yatırımcı getirmeyi planlayan işletmeler ya da bunun standart yapı olduğu sektörler için daha mantıklıdır. Baştaki yanlış seçim nadiren ölümcüldür ama genellikle daha sonra gereksiz bir yeniden yapılandırma anlamına gelir.

Zaman çizelgenizi gerçekte belirleyen evraklar

Belgeler hazır olduğunda şirket kuruluşunun kendisi hızlı ilerler — genellikle ticaret sicilinde birkaç gün içinde. Gerçek dünya zaman çizelgesini asıl belirleyen ise etrafındaki her şeydir: yabancı belgelerin noter onaylı çevirileri, bir hissedar şahsen bulunmuyorsa vekaletnameler ve bankaların yeni kurumsal müşterilere kendi uyum kontrollerini uyguladığı için eskisinden daha meşakkatli hale gelen, çalışan bir banka hesabı açmak.

Kayıtlı adres bir formalite değildir

Her şirketin Türkiye'de bir kayıtlı adrese ihtiyacı vardır ve bu, sembolik değil gerçek, doğrulanabilir bir konum olmalıdır. Henüz ofis alanına ihtiyacı olmayan bir şirket için sanal ofis ya da bir muhasebeci veya danışman aracılığıyla paylaşılan bir adres yaygın ve kabul edilebilirdir, ama vergi dairesi ya da banka daha sonra soru sorarsa bu adresin incelemeye dayanması gerekir.

Vergi kaydı ve muhasebeci ilişkisi

Vergi kaydı, kuruluşla birlikte gerçekleşir ama daha sonuç belirleyici karar bir muhasebeci seçmektir, çünkü Türk şirketleri faaliyet düzeyinden bağımsız olarak düzenli beyanname vermek zorundadır ve bu ilişkinin kalitesi aylık uyumdan, ek banka hesapları açmak ya da teşviklere başvurmak gibi gelecekteki adımların ne kadar sorunsuz ilerlediğine kadar her şeyi etkiler.

Neyin sarktığı ve nedeni

Kuruluş sürecini en çok uzatan adım sicil başvurusu değil, yatırımcı tarafındaki belge hazırlığıdır — özellikle yabancı kurumsal belgelerin ve pasaportların noter onayı ve tercümesi, ve bir hissedar fiziksel olarak bulunmadığında farklı zaman dilimleri arasında imzaları koordine etmek. Diğer her adım tamamlanmadan önce bu evrak işlerine başlamak, genellikle bir yatırımcının tüm sürecin gerçekte ne kadar süreceği üzerindeki en büyük kaldıracıdır.